1869’da Edirne’de doğdu. 1887’de İstanbul’da Mülkiye Mektebine kaydoldu. Edebiyata meraklıydı. Mülkî Tıbbiye’nin sınavlarını kazandı. Burada da çeşitli olaylara karıştığı için hapse atıldı. Daha sonra Tıbbiye’ye kabul edildi. Otuz yaşında okulu bitirdi, doktorluğa başladı. İstanbul Gümrüğünde Ecza-yı Tibbiye’ye müfettiş tayin edildi. 1907 yılında gizli faaliyet gösteren İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi.
Meşrutiyet ilan edildiğinde Rıza Tevfik, Selim Sırrı Bey (Tarcan) ile birlikte İstanbul’da at üstünde dolaşıp nutuklar vererek halkın galeyanını denetime almada muvaffak oldu. İlanı takip eden günlerde tanınırlık kazanan Rıza Tevfik, Dersaadet'in en etkili kişileri arasına girdi ve kendisine bu suretle siyaset yolu açıldı. Genel seçimde Osmanlı parlamentosuna Edirne mebusu olarak girdi.
1910 yılında İttihat ve Terakki Fırkası’nın meclisi feshetmesi üzerine istifa etti ve iki yıl sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na girdi. Bu sırada Sultan II. Abdülhamit’ten özür dileyen bir şiir de kaleme aldı. İttihat ve Terakkki Fırkası’ndan eski dostları tarafından Sultanahmet'teki cezaevinde bir ay kadar hapsedilen ve ertesi yıl Gümülcine'de seçim propagandası yaparken yine eski partili bir grup tarafından darp edilen Rıza Tevfik, ikinci seçimde mebus seçilemeyince siyaseti bir süre için siyasete ara verdi.
Bu dönemde devrin belli başlı gazete ve dergilerinde şiirler, edebiyat ve felsefe ile ilgili makaleler yazdı; ülkenin I. Dünya Savaşı’na sürüklenmesine karşı çıktı. Tiyatro salonları ve kıraathanelerde halka açık verdiği konferanslar ile tanındı.
Vaniköyü'nde Raif Ogan'ın kurduğu Rehberi Ittihad-ı Osmâni özel lisesinde Türkiye'de ilk defa felsefe dersleri verdi. Bu dersler önce “Mebhas-i Marifet (Bilgi Teorisi)” adıyla taş basma olarak basıldıktan sonra 1914’te “Felsefe Dersleri-Birinci Kısım” adıyla yayımlandı. Yakın dostu Tevfik Fikret’in 1915’te ölümünden sonra Arnavutköy Kız Koleji'nde ve Robert Kolej'de Fikret’ten boşalan edebiyat derslerini verdi.
Daha sonrasında Edirne milletvekili oldu. Darülfünûn’da felsefe dersleri verdi. 1918’de siyasete yeniden dönerek son Osmanlı kabinesinde Maârif Nâzırı (Eğitim Bakanı) olarak bulundu. Sevr Anlaşmasını imzalayan heyette bulundu. Millî Mücadele’ye karşı oluşu tepkilere yol açınca İstanbul Üniversitesi’ndeki profesörlük görevinden istifa etti. 1922’de Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakıldı ve İsmet İnönü’nün girişimiyle 1939 yılında çıkarılan afla yurda döndü. 1949’da yaşamını yitirdi.
Meşrutiyet ilan edildiğinde Rıza Tevfik, Selim Sırrı Bey (Tarcan) ile birlikte İstanbul’da at üstünde dolaşıp nutuklar vererek halkın galeyanını denetime almada muvaffak oldu. İlanı takip eden günlerde tanınırlık kazanan Rıza Tevfik, Dersaadet'in en etkili kişileri arasına girdi ve kendisine bu suretle siyaset yolu açıldı. Genel seçimde Osmanlı parlamentosuna Edirne mebusu olarak girdi.
1910 yılında İttihat ve Terakki Fırkası’nın meclisi feshetmesi üzerine istifa etti ve iki yıl sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na girdi. Bu sırada Sultan II. Abdülhamit’ten özür dileyen bir şiir de kaleme aldı. İttihat ve Terakkki Fırkası’ndan eski dostları tarafından Sultanahmet'teki cezaevinde bir ay kadar hapsedilen ve ertesi yıl Gümülcine'de seçim propagandası yaparken yine eski partili bir grup tarafından darp edilen Rıza Tevfik, ikinci seçimde mebus seçilemeyince siyaseti bir süre için siyasete ara verdi.
Bu dönemde devrin belli başlı gazete ve dergilerinde şiirler, edebiyat ve felsefe ile ilgili makaleler yazdı; ülkenin I. Dünya Savaşı’na sürüklenmesine karşı çıktı. Tiyatro salonları ve kıraathanelerde halka açık verdiği konferanslar ile tanındı.
Vaniköyü'nde Raif Ogan'ın kurduğu Rehberi Ittihad-ı Osmâni özel lisesinde Türkiye'de ilk defa felsefe dersleri verdi. Bu dersler önce “Mebhas-i Marifet (Bilgi Teorisi)” adıyla taş basma olarak basıldıktan sonra 1914’te “Felsefe Dersleri-Birinci Kısım” adıyla yayımlandı. Yakın dostu Tevfik Fikret’in 1915’te ölümünden sonra Arnavutköy Kız Koleji'nde ve Robert Kolej'de Fikret’ten boşalan edebiyat derslerini verdi.
Daha sonrasında Edirne milletvekili oldu. Darülfünûn’da felsefe dersleri verdi. 1918’de siyasete yeniden dönerek son Osmanlı kabinesinde Maârif Nâzırı (Eğitim Bakanı) olarak bulundu. Sevr Anlaşmasını imzalayan heyette bulundu. Millî Mücadele’ye karşı oluşu tepkilere yol açınca İstanbul Üniversitesi’ndeki profesörlük görevinden istifa etti. 1922’de Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakıldı ve İsmet İnönü’nün girişimiyle 1939 yılında çıkarılan afla yurda döndü. 1949’da yaşamını yitirdi.
Sultan Hamid'in Ruhaniyetinden İstimdat
Dergi:
Mektup
Sayı:
37. Sayı
Yıl:
1988
Sayfa:
28
Belirtilmemiş
Dergi:
Teklif
Sayı:
9. Sayı
Yıl:
1970
Sayfa:
38
İhsan Raif Hanımefendi
Dergi:
Dergâh
Sayı:
314. Sayı
Yıl:
2016
Sayfa:
31
1922 Yılında Sultan Selim Cami-i Şerifinde Bir İcazet Merasimi
Dergi:
Dergâh
Sayı:
184. Sayı
Yıl:
2005
Sayfa:
23
Bir Bayram Namazının Unutulmaz Hatırası
Dergi:
Dergâh
Sayı:
54. Sayı
Yıl:
1994
Sayfa:
8
Harab Ma'bed
Dergi:
İslami Edebiyat
Sayı:
3. Cilt 37. Sayı
Yıl:
2002
Sayfa:
31
Abdülhamid'in Ruhaniyetinden İstimdad
Dergi:
Genç Akademi
Sayı:
23. Sayı
Yıl:
1995
Sayfa:
14
Harab Mabed
Dergi:
Diyanet İlmi Dergi
Sayı:
29. Cilt 3. Sayı
Yıl:
1993
Sayfa:
10
"Sultan Abdülhamid Hanı'ın Ruhaniyetinden İstimdat"
Dergi:
Baran
Sayı:
6. Sayı
Yıl:
2007
Sayfa:
2
Bu yazarın eserlerinde kullandığı ve sistemde kayıtlı olan diğer isimler aşağıda listelenmiştir. Yazarın tüm yayınları, bu isimlerle yazdıkları da dahil olmak üzere "Yayınları" sekmesinde birleşik olarak gösterilmektedir.
Rıza Tevfik